14 Kasım 2010 Pazar

Schuster, Rijkaard olmayacak


Küçük beyinler olayları, ortalama beyinler kişileri, büyük beyinler fikirleri konuşur, tartışır.

Kasımpaşa beraberliğini, Gaziantep B.B. mağlubiyetini, Guti’nin kaçırdığı penaltıyı ve fizik kondisyon durumunu, Quaresma’nın verilmeyen golünü bir kenara bırakalım. Zira şimdi, fikir konuşmak zamanıdır.

Elden kaçırılan rakipler, sürpriz yenilgiler, her takımın kaderinde olduğu ve olacağı gibi, Beşiktaş’ınkinde de mevcuttur ve varolmaya devam edecektir. Burada alışılagelmişin dışında bir sorun olduğunu iddia edenleri mantığa davet etmek gerekir. Buna “futbol” diyorlar. Güçlü, güçsüzü her seferinde kesinlikle yeniyor olsaydı, dünyanın en çok izlenen sporu olur muydu, bir soru işareti.

Bu genellemeden Beşiktaş özeline inelim.

Nasıl bir Beşiktaş istiyoruz ?

Hayallerimizi, gündelik olaylardan ve güncel kişilerden soyutlanarak kuralım. 2013’te 110. yılını kutlayan Beşiktaş nasıl bir vizyonda, hangi istasyona giden rayda ilerliyor olmalı ?

Sezon başında Schuster ile gerçekleşmiş bulunan devrim, Beşiktaş’ın kurtuluşudur. Tıpkı Vicente del Bosque’ye iki sezon sabredilebilmiş olsaydı gerçekleştirebileceğimiz gibi. Karakterli, rakibin yeteneklerini ve zaaflarını bilen ancak kendi gerçeklerinden ve yolundan vazgeçmeyen ve bunları dikte ettirmeye çalışan, Kara Kartallar lakabını kalabalık savunma hattıyla rakibine pozisyon vermediği bir maçta değil de, rakip kaleye tam 66 kez saldırıp izleyenleri büyülediği ancak yine de yenişemediği bir karşılaşma esnasında kazandığının bilincinde, geleneğini yeteneği ile harmanlayabilen bir Beşiktaş benim hayalimdeki.

Avrupa kupalarında deplasman maçlarına ve ligde derbi karşılaşmalarına önce rakiplerinin önemli silahlarını durdurmak, sonra da yakalayabileceği fırsatların peşinde koşmak parolasıyla çıkan bir Beşiktaş değildir hiçbirimizin düşlerindeki. Son haftalardaki olumsuz skorlardan güç alarak artık iyiden iyiye seslerini yükselten karşı devrim çığırtkanlarının, “Beşiktaş’ta Daum sesleri” diyenlerin istediği sanırım bu olsa gerek.

Futbolda başarılı olmanın sadece tek bir formülü olmadığı gerçek, yapıcı muhalif seslere kulak kabartmak şart. Ancak Schuster’i, Beşiktaş’a aşılamaya çalıştığı bu yeni ruhun henüz oturma döneminde, birkaç kötü sonucu felaket senaryosuna döndürerek yıkmaya, göndermeye çalışmak her şeyden önce Beşiktaş’ın geleceğine ihanet etmektir.

Bu takım lig ve Avrupa’da neredeyse her sezon “uzun bir başarısızlık” serisi yakalar. Bu sezonkinin nedenini yalnızca uygulanmaya çalışan yeni modele bağlamak futbol cahilliğidir. Geçtiğimiz sezon ligde iki kez 4 maç boyunca kazanamadığımızı, 2005/06 sezonunda İnönü’de oynadığımız lig maçlarında 6 galibiyete karşılık tam 7 mağlubiyet aldığımızı hatırlayan var mı ?

Ancak hiçbir zaman bu takım, bu sezonki gibi 10 Avrupa kupası maçında 7 galibiyet alamadı; oynadığı son 7 Avrupa deplasmanında hiç kaybetmeyerek yaptığı gibi bir dış saha başarısı kaydedemedi. (Rakiplerimizin güçsüz olduğunu söyleyenlere birkaç hatırlatma yapabilirim: M. Kharkiv 1-4, CSKA Sofya 2-2, D. Bükreş 1-2, Malmö 0-1, Bodo 1-1, Sarajevo 2-2)

Sizce de Schuster’in Türkiye kariyerinin gelişimi, Rijkaard’ınkini hatırlatmıyor mu ? Bol gollü zaferler ve alışık olmadığımız karakterli bir sistem ve büyük umutlarla başlanan serüvenin, yer yer teknik adamın kendi hataları, yer yer oyuncu performanslarının yerlerde sürünmesiyle, en kötüsü de ilerleyen süreçte yönetimden gelen anlamsız müdahale ve medyadaki inanılmaz yorumlarla kaybolan motivasyon ve denge ile kabusa dönüşmesi…

Beşiktaş camiası, yönetimi ve taraftarı ile buna izin vermemelidir. Bernd Schuster, puan cetvelinden bağımsız olarak en az 2 sezon boyunca Beşiktaş’ı yönetmelidir. Çevresel faktörülerin, Rijkaard’a, Gerets’e, Lucescu’ya yaptığı gibi takıma müdahale ederek taşların yerinden oynamasına müsaade edilmemelidir.

Şayet korktuğumuz senaryo gerçekleşirse, işte asıl bu Beşiktaş’ın gelecek 5 yılını karanlıklara iten bir felaket olur.

NOT: Bu yazı, Gençlerbirliği maçı oynanmadan kaleme alınmıştır.

1 yorum:

CEM AKYUREK dedi ki...

Kesinlikle sana katılıyorum. Beşiktaş'ın artık kaybedecek zamanı yok. Başarı istikrarla gelir ve Schuster bunu yapacak güçte. Gençlerbirliği maçının yğkselişimizdeki ilk adım olması dileğiyle :)